Yaşadığımız dünyaya en yakın gezegen olması sebebiyle dünyaya etki eden Ay, Kadim medeniyetlerin ve kabilelerin ilgisini her zaman çekmiştir.
Günümüzde de bazı akademik araştırmalara konu olmuştur. Ay dünyamızı gece aydınlatan yönüyle 29,5 günlük döngüler halinde, Yeniay, İlk çeyrek, Dolunay ve Son çeyrek döngülerini oluşturur.
Ayın döngüleri ile insan bedeni ve davranışlarının arasında ilişki olduğu konusundaki kadim bilgiler uzun bir geçmişe sahiptir.
XI. Asırda yaşamış olan büyük İslam filozofu, aynı zamanda günümüz modern tıbbının temelini atan, İbn-i Sina’ya göre, Ay’ın 14-15. Günlerinde kan aldırmak zararlı olduğu gibi aynı günlerde insanların hasta olma ihtimalinin artabileceğini söyler.
XVIII. Asırda yaşamış Kültürümüzde önemli bir yere sahip olan Erzurumlu İsmail Hakkı hazretlerinin, Marifetname adlı eserinde
“Aylı gecede insan aya karşı uyusa veya çok otursa bedenine gevşeme ve tembellik gelip, baş ağrısı ve nezle olur.”
gibi uyarılarda bulunur.
Henüz yakın bir zamana kadar Ay’ın döngüleri tıp ilmi ile uğraşanların gündeminde olan bir durumdu.
14. Asrın başlarında bazı papazlar, bir kısım hastalıkların tedavisini Ay’ın döngülerine göre uygulamak istiyordu. XVIII. Asra gelindiğinde, dünyada ve ülkemizde Ay’ın ve diğer gezegenlerin döngülerinin, gel-git hareketlerinin vücuttaki unsurlara etkisinin olduğu konusunda tıbbi çalışmalar yapılıyordu.
XVIII. Asırdan bu zamana kadar geçen 2 asırda, Ay’ın canlılar üzerine etkilerini araştıran birçok makale ve araştırma yayınlandı. Ay’ın insan davranışlarına etkisi, cinayetler, borsa hareketleri, tarım, ağaç kesiminde kurtlanma etkisi, hastanelerde acil vakalarda artış ile ilgili her türlü etkisi araştırma konusu oldu.
Kadim bilgiler günümüzde genellikle koca-karı bilgisi olarak görülse de, bu bilgilerin önemi yadsınamaz.
Geçmişte atalarımız bu kadim bilgilere, içtimai hayatlarında süregelen bir şekilde, atalarından aktarılan tecrübe olarak sahipti ve ilk çağlarda yazılı bir kaynağı olmamasına rağmen sözlü olarak aktarılagelmişti. Aslında bu kadim bilgiler onların hayatlarının bir parçası, olmazsa olmazı idi. Hayvancılıktan tarıma, giyim-kuşamdan barınak yapımına kadar her durumda başvurdukları bilgilerdi ve hayatlarının bir parçasıydı.
Bunlar içerisinde,
- Rüzgârların esme yönüne göre zararı ya da faydayı tayin etme,
- Yazın giyilecek elbiselerin dokumasının bitkisel (özellikle keten-pamuk), kışın giyilecek elbiselerin dokumasının hayvansal (yün, kürk, deri) kaynaklı olmasına dikkat etme,
- Ayın döngülerini esas alarak tarım (ekim, dikim, budama, kesme), hayvancılık (koç katım, hayvan kırkımı), insan ilişkileri, askeri seferler için harekete geçme..
gibi meseleleri, çok rahat bir şekilde biliyorlardı.
Çünkü hayatın içinde var olan bu bilgiler her şartta onların işine yarıyor, hayatlarını idame ettirmeleri için gerekli oluyordu. Bunları bilmemek, günümüzde okuma yazma bilmemek nasıl karşılanıyorsa öyle karşılanırdı.
Hatta bu bilgiler birçok atasözümüze ve deyişimize konu olmuştur. Misal olarak
“Ay’ın yenisinde yapılan işten hayır görülmez”
“Dolunayı bekle, bereketini gör”
“Ayın yenisinde olur börtü böcek, eskisinde olur börek çörek”
“Kesme odunu ay büyürken, kırk koyunu küçülürken”
bu atasözü ve deyişler ayın döngülerinden etkilenerek, tecrübe aktarımı için söylemiş sözlerin sadece bir kaçıdır.
Yazının başında da sözünü ettiğimiz Erzurumlu İsmail Hakkı hazretlerinin, Marifetname adlı eserinden küçük bir alıntı paylaşalım;
“Ey aziz, malum olsun ki, filozoflar sözbirliğiyle demişlerdir ki: Kadir ve aziz olan Allah’ın takdiri ile yüksek cisimlerin mertebelerine göre, alçak cisimlere çeşitli tesirleri vardır. Güneş’in en fazla tesiri, sıcaklığı ile olduğu gibi, Ay’ın dahi en fazla tesiri, rutubeti iledir.”
Allah, bu Ay’a, kendi kudreti ile nice özellikler bahşetmiştir. Bunlardan biri, Ay deniz ufkundan doğar. Deniz suyu onunla med olup sahiline yükselir. Ay, denizdeki gün yarısına geldiğinde denizin meddi bitip. Ay gün yarısı dairesinden indiğinde denizin suyu sahillerinde cezir olup çekilir. Ay deniz ufkuna ininceye kadar cezir devam eder. Ay ufuktan indiğinde cezir de nihayet bulur. Şu halde med ve cezir bu minval üzere olur.
Ayın Özelliklerindendir ki;
- Ayın özelliklerindendir ki; Ayın artışı zamanında yani Ayın ilk yarısında sıcaklık ve rutubet çok olup kanın kabarmasıyla dolan insan ve hayvan bedenleri kuvvet bulur. Dolunaydan sora yani Ay’ın ikinci yarısında kuruluk ve soğukluğun çoğalması ile dört unsurun karışımı bedenlerde bulunduğundan kanın kabarması azalıp, büyüme ve gelişme az olur. İnsan ve hayvan bedenleri zaaf bulur.
- Ayın özelliklerindendir ki; Ayın ilk yarısında hasta olanların bedenleri kuvvetli bulunup, çoğunun hastalığı defolur. Ayın ikinci yarısında hasta olanların bedenleri zayıf olup, hastalıkları çoğalır.
- Ayın özelliklerindendir ki; Ayın nurunun çoğaldığı günlerde ruh sahiplerinin beyin dokuları ziyade olup. Ayın nurunun azaldığı günlerde beyin dokuları dahi azalır.
- Ayın özelliklerindendir ki; Aylı gecede insan Aya karşı uyusa veya çok otursa bedenine gevşeme ve tembellik gelip baş ağrısı ve nezle olur.
- Ayın özelliklerindendir ki; Aylı gecede hayvan eti kalsa az zamanda tadı ve kokusu değişir.
- Ayın özelliklerindendir ki; Ay’ın nurunun çoğaldığı günlerde nehirlerde ve denizlerde balıklar yağlı olup suyun yüzüne çıkarlar. Ayın nurunun azaldığı günlerde balıklar zayıf olup suyun dibine giderler.
- Ayın özelliklerindendir ki; Ayın ilk yarısında yerdeki haşereler yeryüzüne çıkar ve çoğalır. Yırtıcı hayvanlar ceset yemeye çok hırslı olur. Ayın ikinci yarısında haşereler ve yırtıcı hayvanlar aksi hareket ederler.
- Ayın özelliklerindendir ki; Ayın ilk yarısında dikilen ağaçlar fazla uzar ve gelişir. İkinci yarısında dikilenler zayıf olur veya kurur.
- Ayın özelliklerindendir ki; Ayın ilk yarısında bütün meyveler, çiçekler, otlar, bitkiler fazla büyür ve gelişir, renkleri ziyade olur.
- Ayın özelliklerindendir ki; Ay’ın ilk yarısında kamış, keten, bitki gibi şeylerin kurusu üzerine Ayın ışığı düşse hemen çürüyüp parçalanır. Ayın ikinci yarısında bu durum az olur.
- Ayın özelliklerindendir ki; Ay küresi ayna gibi yer ve su küresine dönük bulunduğu için deniz ve karanın adaları ve sahilleri gemileri, dalgaları, dağları, vadileri, köyleri ve şehirlen bütün şekil ve rengi ile şahıs ve kurumları ile bize aksettirip gösterir.
Rasatçılar o aynada yerin yüzünü tamamen seyrederler.
“Lakin o saf ayna bizden çok uzak olduğundan eşyanın şekilleri teşhis olunmayıp, Ayın yüzü bu akisler ile bulanık görülür ki, ona Ay lekeleri derler. Diğer gezegenlerin sayılan sıfatlarının, özel saatlerde canlılara ve cansızlara gizli tesirleri; açıklanan Güneş ve Ayın tesirlerine kıyas olunmuştur. Hâlbuki âlemin bütün cüzlerinde hakiki müessir ancak Hak Teâlâ bilinmiştir. Bu felekler, yıldızlar ve tabiatlar dolap, alet ve hayaller misali bulunmuştur. Bu durumları fikretmek ve düşünmek, Allah’ı tanımaya vesile olmak için ve hepsini insanda bulmak için yıldızların ve feleklerin durumları bu Marifet Name’de bu miktarca açıklanarak yazılmıştır.”1
İbrahim Hakkı hazretleri dönemin filozoflarının ittifak ettiği bilgileri toplayarak, söylemiş olduğu mezkûr ifadeleri, bütün mevcudatın ayın çekim alanından etkilediğini gösteriyor.
Peki, daha detaylı ve modern bir tanımlama gerekirse nedir bu ayın eskisi ve yenisi?
Ayın eskisi ve yenisi nedir?
Ay, dünyamızın çevresinde yaptığı döngüsü sırasında bedenimizde, hayvanlarda, havada, toprakta, suda, kısacası suyun bulunduğu her yerde bir çekim yaratır. Bu etki okyanus ya da deniz kenarlarında 2 metreye varan yükselip çekilmelerle fark edilebilmektedir. Bu çekim kuvveti; gelgit olayı ilk ve son dördün evrelerinde en düşük, yeniay ve dolunay evrelerinde en büyük değeri almakta, bir yerde sular kabarırken Ay o yer için gökyüzünün en yüksek noktasında yer almaktadır.2
Ay bir döngüsü içinde yaklaşık 14’er gün süren iki evre geçirmektedir. Bunlardan biri yeni ayla başlayıp dolunayla biten büyüme evresi, diğeri ise dolunayla başlayıp yeniayla biten küçülme evresidir. Ay’ın görünümü büyürken çekim arttığı için suyun bulunduğu her yerde daha çok dışarıya akmaya, küçülürken de durmaya eğilimli olduğu bildirilmektedir.3
Bu bilgiler ışığında bazı konuları başlıklar altında değerlendirelim.
Sağlıklı Sosyal Yapı
Ayın döngülerine göre insanların daha hareketli, istekli, çalışkan, sakin, stresli veya saldırgan olmaları ayın insan vücudundaki bir takım elementleri (canlıların bedenlerinde bulunan dört unsur: hava, ateş, su, toprak) harekete geçirmesinden kaynaklanır. Bu dönemlerde insanları daha sakin hale getirecek bir takım önlemlerin alınması, asayişin sağlanması için çok etkili olabilir.
- Okullarda yapılacak etkinliklerde çocukların bu dönemlerde daha hareketli, kavrayışlı, istekli, şevkli veya asabi olacağı dikkate alınıp ona göre önlemlerin alınması pedagojik açıdan etkili olabilir.
- İş yerlerinde çalışan işçilerin performansı, çalışacağı işin ağırlığı, stresi buna göre ayarlanıp çalışma performansı artırılabilir.
- Sporcuların antrenman, idman durumları yine buna göre düzenlenebilir.
- En önemlisi de ruh ve sinir hastaları veya hapishanede ki mahkûmlar bu döngüler dikkate alınarak rehabilite edilebilir.
Yukarıdaki önerilere günümüz bilim anlayışında pek itibar edilmese de bazı akademisyenler tarafından yapılmış araştırmalar yok değil, örnek teşkil etmesi açısından iki ismin makalesinin özet kısımlarını aşağıda paylaşıyorum.
Dolunay ve suç arasındaki ilişkiyi inceleyen Hindistan’ın Patna Tıp Fakültesi’den Prof. C.P. Thakur makalesinin özet kısmında şu ifadelere yer veriyor.
Farklı kasabalardaki (biri kırsal, biri kentsel, biri endüstriyel) üç polis karakoluna bildirilen suçların sıklığı, ay döngüsünün gününe göre değişip değişmediğini görmek için incelendi.
Çalışmanın dönemi 1978-82 yıllarını kapsıyordu.
Dolunay günlerinde işlenen suçların sıklığı, diğer tüm günlerden, yeni ay günlerinden ve dolunaydan ve yeni aydan sonraki yedinci günlerden çok daha yüksekti.
Yeni ay günlerinde suçların sıklığında küçük bir zirve gözlemlendi, ancak bu diğer günlerde işlenen suçlarla karşılaştırıldığında önemli değildi.
Ekinoks ve gündönümü günlerindeki suçların sıklığı, diğer günlerdekilerden önemli ölçüde farklı değildi, bu da güneşin muhtemelen suç sıklığını etkilemediğini gösteriyor.
Dolunay günlerinde suçların artan sıklığı, ayın çekim kuvvetinin neden olduğu “insan gelgit dalgalarından” kaynaklanıyor olabilir. 4
Yine, Polonya Bilim Akademisi Deneysel Tedavi Bölümü’nden Prof. Dr. Michal Zimecki de makalesinin özet kısmında şu ifadelere yer veriyor.
İnsan ve hayvan fizyolojisi mevsimsel, Aysal ve sirkadiyen ritimlere tabidir.
Mevsimsel ve sirkadiyen ritimler oldukça iyi tanımlanmış olsa da, ay döngüsünün insan ve hayvanların davranışları ve fizyolojisi üzerindeki etkileri hakkında çok az şey bilinmektedir.
Ay döngüsünün insan üremesi, özellikle doğurganlık, adet kanaması ve doğum oranı üzerinde etkisi vardır.
Melatonin seviyeleri adet döngüsüyle ilişkili görünmektedir.
Çeşitli nedenlerle (kardiyovasküler ve akut koroner olaylar, varis kanaması, ishal, idrar retansiyonu) hastanelere ve acil servislere kabul ay evreleriyle ilişkilidir.
Ayrıca, trafik kazaları, suçlar ve intiharlar gibi insan davranışıyla ilişkili diğer olayların ay döngüsünden etkilendiği görülmektedir.
Ancak, bir dizi rapor ay döngüsü ile insan üremesi ve kliniklere ve acil servislere kabul arasında bir ilişki bulamamıştır.
Hayvan çalışmaları, ay döngüsünün filogenezisin erken dönemlerinde hormonal değişiklikleri etkileyebileceğini ortaya koydu (böcekler).
Balıklarda ay saati üremeyi etkiler ve hipotalamus-hipofiz-gonadal eksenini içerir.
Kuşlarda, melatonin ve kortikosterondaki günlük değişimler dolunay günlerinde kaybolur.
Ay döngüsü ayrıca laboratuvar sıçanları üzerinde tat duyarlılığı ve epifiz bezi hücrelerinin ultra yapısı açısından etkiler gösterir.
Farelerin polivinilpirolidon ve koyun eritrositlerine karşı humoral bağışıklık tepkisinin büyüklüğündeki ayın evreleriyle ilgili döngüsel değişimler de tanımlanmıştır.
Melatonin ve endojen steroidlerin, fizyolojik süreçlerin açıklanan döngüsel değişikliklerine aracılık edebileceği öne sürülmektedir.
Nörohormonların salınımı, elektromanyetik radyasyon ve/veya ayın yerçekimi kuvveti tarafından tetiklenebilir.
Ay’ın insanlar ve hayvanlar üzerindeki etkisinin kesin mekanizması daha fazla araştırmayı beklese de, bu tür biyoritm bilgisi polis gözetimi, tıbbi uygulama ve laboratuvar hayvanlarını içeren soruşturmalarda faydalı olabilir.5
Sağlıklı İnsan ve Hayvan nesilleri
Daha sağlıklı insan veya hayvan nesli oluşturmak istenirse yine bu takvime göre düzenleme yapılabilir. Örnek vermek gerekirse;
- Ayın eskisinde koç koyuna salınırsa (koç katımı) doğan nesil daha sağlıklı olduğu gibi, çabuk geliştiği ve daha bereketli olduğu da görülmüş olacaktır. Eğer hayvanlar sağlıklı doğmuyor ve yetişmiyor ise ayın yenisinde katım yapılmış olabilir, yine hayvanların yün kırkım zamanları buna göre yapılmalıdır ki kırkılan hayvan hasta olmasın ve kırkılan yünler güvelenmesin.
- İnsanlar içinde aynı durum geçerlidir. Anne rahmine düşen sperm de bunun gibidir. Ayın eskisinde rahme düşen çocuk sağlıklı ve zeki olur. Kadınların ya da erkeklerin kişisel bakımlarını (tüy alma, tırnak kesme, saç kesme) bu döngüleri dikkate alarak yapmaları tüylerin azalması, tırnakların sağlıklı olması, saçların gür ve sağlıklı olması açısından önemli olabilir.
Yukarıda ki önerilere örnek teşkil etmesi için birkaç makaleden alıntı paylaşalım;
Cordoba Üniversitesi, Veterinerlik Bilimleri Fakültesi , Genetik Bölümündeki bir araştırmanın özet bölümünde şu şekilde ifadelere yer verilmiş;
Çeşitli iklimsel ve ay döngüsü parametrelerinin hayvan üremesi üzerinde doğrudan etkisi vardır ve kuş türlerinde spermatozoa ısı stresine karşı aşırı duyarlıdır.
Bu parametreler sperm dondurulabilirliğini etkileyebilir ve bu da nihayetinde çözülme sonrası semen kalitesini etkiler, horozlarda sperm hareketliliği bu kalitenin önemli bir göstergesidir çünkü doğurganlıkla oldukça ilişkilidir. Bu nedenle, mevcut çalışmanın amacı horozlarda sperm dondurulabilirliği üzerinde daha büyük etkiye sahip olan iklimsel ve ay döngüsü parametrelerinin hangileri olduğunu belirlemektir.6
Siena Üniversitesi, Fizyopatoloji Bölümündeki bir araştırma da şu ifadeler yer alıyor;
MS 2. yüzyılda Claudius Ptolemy’nin tarihi kayıtları, çiftçilere karlı bir sonuç için dolunay evresinde “sürülerinin ve sürülerinin çiftleşmesini yönetmelerini” tavsiye etti.
İnsan ve hayvan fizyolojisi mevsimsel, ay ve sirkadiyen ritimlere tabidir.
Ay döngüsünün insan ve hayvanların davranışları ve fizyolojisi üzerindeki etkileri hakkında çok az şey bilinmektedir.
Ay evrelerinin doğurganlığı ve doğumları etkileyip etkilemediği hala tartışılmaktadır, ancak erken filogenezde (böceklerde) hormonal değişikliklerde rol oynuyor gibi görünmektedir.
- Balıklarda ay saati üremeyi etkiler ve hipotalamus-hipofiz-gonadal eksen 1’i içerir. Araştırmamız, ay evrelerinin semen parametrelerini bir şekilde etkileyip etkileyemeyeceğini vurgulamayı amaçlamıştır.
Bu nedenle, geniş hasta grubumuzu ay evrelerine göre ayırdık ve spermiyogram verileri istatistiksel analizle karşılaştırıldı.
İnsan spermatogenetik döngüsünün tamamlanması 70-75 gün sürer, yaklaşık iki buçuk ay evresi ve ay ritimlerinin testis gelişimi üzerinde bir etkisi olabileceği fikri olabilir; daha düşük organizmalarda ay periyodunun üreme süreçleri üzerindeki etkileri iyi bilinmektedir.
Örneğin testis aktivitesindeki eşzamanlı artış, ay periyodunun Siganus guttatus 11’in testis gelişimi için önemli bir faktör olduğu hipotezini destekler.
Bu çalışma, dört ay evresi boyunca semen parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermeyi başaramadı. Ancak, semen hacmi değerleri dolunay evresinde daha düşük bir eğilim gösterdi. Ancak istatistiksel olarak anlamlılığa ulaşmadı.
Ay gelgit çekiminin etkisinin insan vücudunun %80’ini oluşturan suyun döngüsel değişimlerini etkileyebileceği düşünülmektedir.
- Ayrıca, yeni ay evresinde elde edilen örneklerde seminal sıvının artan viskozitesinin sıklığı azalmıştır, ancak bu veriler diğer ay evrelerinde elde edilen verilerden istatistiksel olarak farklı değildir. Bu olgunun olası bir açıklaması, yeni ay sırasında diğer ay evrelerine kıyasla daha yüksek bir semen hacminin eş zamanlı olarak bulunması olabilir.
Bu araştırmanın amacı, ay saati sırasında semen parametrelerinde olası bir değişim eğiliminin varlığını araştırmaktır.
Bu retrospektif çalışmanın, esas olarak androlojik hastalıkların varlığıyla ilgili bazı sınırlamalar gösterdiğine, ancak bunların incelenen tüm gruplarda homojen olarak dağıldığına ve analiz için kısırlık ve kısırlık hastalarının dikkate alındığına dikkat çekilmelidir.
Her durumda, her ay evresi için aynı hastadan alınan semen örneklerinin dikkate alındığı daha büyük bir ek çalışma, ay ritminin erkek doğurganlığını etkileyip etkilemediğini daha iyi açıklığa kavuşturmak için düzenlenmelidir.7
Sağlıklı Bitki ve Toprak
Yine ağaçların budanması ve kesilmesi bu takvime göre düzenlenmez ise, hicri takvimin 14’üne kadar yani 1-15’i arası ağaç kesimi ya da budaması yapılırsa ağaç muhtemelen çabuk çürüyecek ya da kurtlanacaktır. Çünkü larvanın oluşumu için nem yani su ve sıcaklık şartı vardır, 15’inden sonra kesim yapılır ise suyunu çektiğinden dolayı daha sağlam ve dayanıklı ağaçlar olur.
Aşılama işlemi içinde aynı takvim dikkate alınmalı ayın eskisinde aşılama yapılmalı ki aşı tutma oranı yüksek olsun. Tarlaya ekilecek tohumların ayın 15’inden sonra ekilmesi bereketli, hastalığa dayanıklı ve sağlıklı olmasına etkendir, fidan ve fide dikiminde de bu takvim ayın 15’inden sonrası göze alınmalıdır.
Toprak sürülmesi, bakımı, gübrelenmesi ayın 15’inden önce yapılmalıdır ki toprak altındaki larva yüzeye çıkıp ağaca fideye tırmanmasın, atılan gübre su yürüyen ağaca daha etkili olsun.
Bu konuda çalışmalar yapan İsviçreli bilim adamı Ernst Zürcher
İki bin yıldan daha fazla zamandan beri ormancılık uygulamaları ve ağaç kesimlerinin ayın ritmine göre yapıldığını, özel bir ürün için veya kereste ihtiyaç olduğunda bu duruma çok dikkat edildiğini bildirmektedir.
Müzik aleti, peynir kutuları, fıçı, tahta yalıtım maddeleri, baca, saban, pulluk vb. özel imalat gerektiren ürünler için kullanılacak odunun kesiminde ayın dönemlerine dikkat edilmesi gerektiğini bildirmektedir.
Bunun nedenini, ağacın kesildiği zamana bağlı olarak su içeriği değiştiği için kuruma sürecinin değişmesine bağlamakta ve bu durumun da biyolojik etmenlerin arız olmasını etkilediğini belirtmektedir.9
Sonuç:
Sonuç olarak ay döngüleri yahut dolunay etkisi canlıların bütün yaşamlarını etkileyecek şekilde olmasa da, yaşamlarında belirli bir etki bırakacak şekilde değişime sebebiyet verebiliyor.
Dünyanın, insanların ve diğer canlıların büyük çoğunluğunun sudan oluştuğunu göz önünde bulundurursak bu etki pek de göz ardı edilebilecek bir durum olmadığını yazı boyunca gerek makalelerden alıntılar ile gerek öneriler ve tecrübi bilgiler ile ortaya koymaya çalıştık yine de taktir okuyucuya kalmış durumda.
Yazının hacminin genişlememesi ve sıkmaması açısından daha fazla kaynak ve detay vermemeyi düşündüm, sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.
Baya kapsamlı ve faydalı bir yazı olmuş. Niyeti iyi olanlardan Allah CC razı olsun. Allah CC yardımcılari olsun. Devamını da bekleriz böyle kapsamlı çalışmaların.. istifade etmek nasip olsun. Aminn.
Çok güzel bir çalışma olmuş. Emek verdiğiniz için Allah razı olsun.